Bu Sıvas Başka Sıvas

Bu Sıvas Başka Sıvas

“Sen sana ne sanırsan/ Ayruğa (*) da onu san
Dört kitabın manası/ budur eğer var isen”
Yunus Emre

Temel soru şu: Bir “insan” başka bir “insanı” nasıl “diri diri yakar”? Bir “insan” başka bir insan yanarken nasıl öfke ve kinle “seyreder”? Nasıl bir inanç dizgesidir ki, özü “iyi insan” olması gereken kişileri bunca vahşete sürükler? Neden toplumsal değerler, bireylerde “insanlaşma” sürecine katkı sağlayamamaktadır? Din-yaşam-üretim ilişkisi bireyin evrimsel gelişiminde nasıl rol oynamaktadır?

1. İnsan, ilk kez günümüzden yaklaşık on bin yıl önce, ölüsünü “bilinçli” olarak gömmeye başlamıştır (Cilalı taş çağı – Neolitik çağ). Bu, insanın insanlaşmasında önemli bir adımdır ve “kendi türüne saygı”nın ifadesidir. Aynı dönemde “Tanrı İdolü”nün de kullanılmaya başladığı buluntulanmıştır. İnsanın evrilip insanlaşmasına, toplumların değerler biriktirip gelişmesine, üretim biçimlerinin ilerlemesine göre dinler de gelişim göstermişlerdir.

2. Bütün dinlerin özü, bireyin kendisi kadar başkalarına saygılı olabilmesini, başkalarının hakkını ve “hak etmediğini/ üretmediğini” yememesini, “iyi insan” olabilmesini sağlamaktır.

3. Ancak tüm toplumlarda üretimin egemen güçleri dini inançları kendi çıkarları için kullanmışlardır ve kullanmaktadırlar. (Bu gün bu süreç uluslararası emperyalist boyutta devam etmektedir. Yoksa Ortadoğu’nun son yüzyılı ve şimdisi nasıl açıklanır?) Geri kalmış toplumlarda toplumsal düzen, üretim egemenleri tarafından yoksul cahillerin inançla güdülmesine dayanmaktadır.
Nuh peygamberden bu yana tüm tek tanrılı dinlerin temel emri “öldürmeyeceksin” iken, tüm iktisadi savaşlar “din” şemsiyesi altında yapılmıştır.

4. Günümüzde “aklı sorgulamayan”, “Aydınlanma Devrimi” ile beslenmeyen topluluklarda insan insanı “din adına” katletmektedir! Bireyler birbirlerini Allah adına öldürürken, toplumun kaynakları başkalarınca kullanılmaktadır. Yoksulların yoksulluğu ise devam etmektedir.

5. Cehalet vahşetle beslenmiştir/ beslenmektedir!
Bireyin insanlaşması, kendinden farklı olanı katletmek yerine, onunla birlikte yaşayabilme bilincine erişmesi ile olanaklıdır. Bu da evrimsel bir süreçtir. İnsan olma bilinci gerektirir.

6. Türkiye’de “Anadolu Aydınlanması” son altmış yılda artan ivmeyle yok edilme çabasındadır. Sürekli hukuk ve eğitimle oynanmaktadır. Aydınlanmayı istemeyen yöneticiler, toplumda dini egemen kılmak için çabalamaktadırlar. Eğitimde sorgulamayan beyinlerin yetiştirilme çabası tesadüf değildir.
Yakanlar kolayca “savunman” buluyorsa, savunmanlar “milletvekilliği” ile ödüllendiriliyorsa, şehrin en yüksek yetkilisi yakan canileri yakılanlarla birlikte “mağdur” sayıyorsa, yakanların başı “keyif sürerek yaşayıp bulunamadan” ölüyorsa, mahkemeler “zaman aşımına” sığınıyorsa, hala muhalefet partisi Suriye politikası için eleştirilirken bir “mezhepsel aşağılama” içinde görülüyorsa, …

“Sivas Yangını” devam etmektedir. Artık her yer Sivas’tır.

(*)Ayrı, başkası.