Bugün, Başkanlık ve Ekonomi

Bugün, Başkanlık ve Ekonomi

“Akşam olur garanlığa galırsın/…/
Beni goyup yâdellere varırsın/…”
Halk türküsü

Temel soru şu: Ekonomi ve demokrasi arasında bir ilişki var mıdır? Ülkenin gelişmesi ile toplumsal refahın artması aynı şey midir? Ekonomi nasıl yönetilmelidir ki ülke gelişirken toplumda refah ve demokrasi kültürü birlikte artsın?

1. Tüm dünyada hükümetler ekonomiye müdahale eder, ekonominin işleyişini yönetirler. En “serbest” olanından en “belirleyici/dayatmacı/planlayıcı” olanına, tüm ülkelerde ülkeyi yöneten erk, ekonomiyi de yönetir. “Devletin ekonomiye karışmaması” söylemi içeri boş olan ideolojik bir dayatmadır. Ekonomiye müdahale farkı, ülkelerinin demokratik gelişmişlikleri farkıdır. Diğer deyişle ülke ne kadar demokrasi kültürüne sahipse, ekonomiye müdahale o kadar kurumsal ve şeffaf olur. Hükümetin keyfiyeti yerine, ülkenin ilgili bağımsız kurumları öne çıkar.

2. Demokrasi kültürü geliştikçe, alınan ekonomik kararlarda toplumdaki ilgili tüm tarafların görüşleri önem kazanır. Sivil toplum örgütlerinin yanı sıra örgütsüz tepkiler bile dikkate alınır.

3. Ekonomi istikrarı sever. Doğrudur, ama keyfi kararlar olmadığı sürece! Keyfiyet demokrasiden uzaklaşmadır, kaynak dağılımını bozar, refahı azaltır!
Oligarşi demokrasi kaygısı taşımaz, uluslarüstü sermayenin korunması yeterlidir.

4. Demokratik ülkelerde piyasa ekonomisinde hem çalışma barışı sağlanır, hem sosyal devletin gerektirdiği alt gelir grupları korunur. Tembelliği teşvik, oy avcılığına dayalı keyfilik olmaz. Aksi durumda vergi verenlerin kaynakları parti yandaşlarına akar. Ekonomik yaşamda sürekli “af”lar yasalara uyanları cezalandırmaktır, iktisadi etkinliği bozar. Kamu kaynakları denetimsiz keyfi dağıtılırsa, rekabet ve etkinlik bozulur. Rant için imar yasaları değiştirilir, kamu arazileri bazılarına keyfi tahsis edilirse, tüm ekonomi zarar görür, ülke kaybeder.

5. Bugün Türkiye’de “başkanlık” sistemi yok. Ama ekonomide keyfilik ve tek seçicilik kaygı verici niteliktedir. (Kadınların bedeninden, Antalya’ya futbol stadı yapımına her şeye Başbakan karar vericidir). En büyük işadamları örgütü eleştirel cümle kullanırsa, tehditle karşılaşmaktadır. Paralel düşünmeyen firma sahipleri maliye denetimi tehdidi altındadır. İşçi sınıfının örgütleri tümüyle etkisizleştirilmiştir. Çalışanlar tehdit altındadır.
İhale Yasası sürekli değiştirilmekte, kamu ihaleleri keyfi davet usulü ile gerçekleştirilmektedir. Kime nasıl verildiği açık olmayan dağlar/ dereler/ araziler için taraf olup yasal tepki verenler cezalandırılmaktadır.
Ekonomi kimler için iyidir? Bir daha sorulmalıdır.
Ya “partili Başkan” yönetimi olsa neler olurdu, düşünülmelidir.

6. Eğer gelişmiş demokratik bir refah toplumu isteniyorsa, ölçütleri belli ve açık kaynak tahsisleri olan, kamu ihaleleriyle firma zenginleştirilmeyen, bağımsız ve/veya özerk denetlenebilir kurumlarla kararlar alınabilen ekonomi yönetimi olmalıdır.