Çöküş ve Diriliş : 19 Mayıs

Çöküş ve Diriliş : 19 Mayıs

“Ateşi ve ihaneti gördük/
ve yanan gözlerimizle durduk/ bu dünyanın üzerinde/ …”
“…/Kağnılar yürüyordu yekpare meşeden tekerlekleriyle./ …”

KUVÂYİ MİLLİYE DESTANI – Nazım Hikmet

Temel soru şu: Bir “aydınlanma” meşalesi olan “19 Mayıs”ın simgesel anlamı nedir? Anadolu coğrafyasında hangi ekonomi politik “çöküş”ün sonunda gerçekleşmiştir? Hangi nesnel temellere dayanan bir “çağdaş bilinç” harekettir? Bugün anlamı nedir?

1. Homosapiens yaklaşık 40 bin yıl önce Anadolu’dan evrimleşerek Avrupa’ya geçmiştir. Avrupa’dan Anadolu’ya ise Makedonyalı İskender’den Akalara, Romalılardan Haçlılara dek istila amaçlı birçok saldırı olmuştur. Sonuncusu 20.yy başında emperyalist devletlerin önce kendi aralarında (I. Dünya Savaşı), sonra galip gelenlerin Doğu’ya saldırısı biçimindeki savaşlardır. Anılan tüm savaşlar iktisadidir. Çünkü yaklaşık 250 yılda boy veren kapitalist üretim biçimine sahip ülkeler, enerji ve hammadde kaynaklarını kontrol için “paylaşım savaşı” vermektedirler.

2. Tarihin bütün saldırı savaşları, iktisaden güçlü olanın zayıfı yağmalamasıyla sonuçlanmıştır. Öte yandan her saldırı her daim “yerli işbirlikçi”lerini doğurur ve onların yardımıyla gerçekleştirilir.

3. İki yüz yıldır üretimi/ bilimi/ özgür düşünceyi/ aydınlanmayı geliştirememiş koca Osmanlı 20.yy başında çöküşünü tamamlamıştır. Koçi Bey’in Risalesi’nden (1631) ders çıkarmayan, iktisadi yapıyı değiştirme ve geliştirme (sanayi devrimine geçiş) kaygısında olmayan, bilgiyi ve bilimi önemsemeyen (hiç üniversitesi olmamış) Osmanlı, kendine özgü şeriat hukuku düzeninde yaşamıştır. Maliyesi yabancıların (Duyun-u Umumiye), bankası İngiliz-İtalyan’ların, demiryolu İngiliz-Alman-Fransız’ların, dış ticareti yabancıların elindeki Osmanlıda dört mevsim açık karayolu ve işler denizyolu yoktur. Borçla boğulan Osmanlı kullarına baskı rejimi uygulamakla uğraşmıştır. Aynı devlet Galiçya’dan Fizan’a, Yemen’den Kafkasya’ya kadar uzanan coğrafyada, üretim yapacak insanını savaşlarda kırdırmıştır.

İktisaden zayıf/ aklı ve bilimi tutsak olanlar yağmalanmaya mahkumdur. Osmanlı (tıpkı dün Haçlılarda, bugün Ortadoğu’da olduğu gibi) Doğu’ya saldıran emperyalist güçlerin kontrolünde kalmıştır. Batı’nın “Aydınlanma Devrimi’nden yararlandığı söylenemez. Kör kuyular bile güneş ışığında biraz aydınlanır!

4. İşte bu koşullarda “19 Mayıs’ın iki güçlü anlamı vardır: Biri tarihin akışını tersine çeviren, “zayıfın güçlüye başkaldırısıdır”. Diğeri Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır unutulan “insanlığın aydınlanmacı yüzünü öne çıkaran bilinçtir”.

5. “19 Mayıs”ta, meşe tekerli kağnıdan başka serveti olmayanlar “yedi düvel”e başkaldırmış, “ateşe ve ihanete” rağmen ilk kez tarihte emperyalizmi yenmiştir!

6. 19 Mayıs, en genel anlamı ile “Aydınlanma Devrimi’nin Anadolu’ya düşen ışığıdır! Ümmetten “birey”/ “kul”dan “yurttaş” yaratma bilincidir, “bilmeyen”lerden bir “ulus” yaratma çabasıdır. Çağdaş anlamda, laik/ parlamenter hukuk düzeninde, bilimi ve aklı savunan bir devlet kurma meşalesinin parladığı andır.

Aydınlık beyinlere kutlu olsun!