Çöp Kutusu Kullanan Tek Canlı İnsandır!

Çöp Kutusu Kullanan Tek Canlı İnsandır!

“Aslan, yatağından belli olur.”
Atasözü

Temel soru şu: Bireyin gelişimi toplumsal yaşama nasıl yansır? Bireyin toplumu umursamaması, yalnızca toplumun sorunu mudur? Bireysel davranış ve ortak yaşam ilişkisi nedir? Çevreyi algılama, birlikte yaşamın gereklerine uygun davranma bir “insanlaşma” konusu mudur? Bireyde bu bilinç gelişimi nasıl sağlanır?

1. Biyolojik olarak tüm hayvanlar tek başlarına yaşayabilirken, yalnızca “insan” türü toplu yaşar. Antropolojik olarak insanlar için “sürü” yerine “topluluk” kavramı kullanılır. Bireyin “insanlaşma süreci“, topluluk içinde hayvansal dürtülerini kontrol edip, aklını kullanarak ve düşünerek davranma, topluluğa ve çevresine ortak yaşamın gerektirdiği saygıyı gösterme ile sağlanır. İnsanlaşma bir süreçtir ve “değer edinimleri” ile oluşur.

2. Topluluk içindeki her bireyin tekil davranışı doğrudan ya da dolaylı olarak toplumu etkiler. Çünkü birey toplumun bir parçasıdır, tüm deney ve edinimlerini toplumdan alır. İçinde yaşadığı toplumun bireye kazandırdığı “toplumsal değerler” bütünü, bireyin toplumdaki davranışlarını belirler.

Diğer yandan bireyler de tutum ve davranışları ile yaşadıkları toplumu etkiler, biçimlenmesine katkı verir. Diyalektiğin yasaları burada da işler.

3. Her toplum, yarattığı kültürel değerlerle hem parçası olan bireyleri, hem de kendisini biçimlendirir. Üretmek/ çalışmak/ başka insanlara değer vermek/ sorumluluk almak/ çevreye ve dünyaya saygılı olmak/ vb. tutumlar edinmek insanlaşma sürecinde önemli adımlardır.

Ya da hırsızlığı meşrulaştırma/ bireysel hırsı talana dönüştürme/ kendinden başkasını ve çevreyi değersiz bulma/ çalışma disiplinini aşağılama/ ortak yaşamın evrensel hukukunu yok sayma/ emeği önemsizleştirme/ çabasız refah istemeyi hak sayma/ “üçkağıtçılığı” marifetli övünç sayma/ vb. hangi toplumlarda kabul görmektedir?

Toplumların ve bireylerin insanlaşma sürecinde geldikleri aşamanın bir anlayış göstergesidir bu tutumları.

4. Çıkardığı “çöpünü-artığını” anlık yaşadığı mekana atmak, toplumların ve bireylerin yaşam kalitesi ve değerler aynasıdır.
(Piknik alanlarında, plajlarda, sokaklarda çöp kutuları yerine, oturdukları yeri artıkları ile kirletenlerin sayısı toplumun değerler bütününün göstergesidir. “Dinin yarısı temizliktir” söylemiyle, her aşamada yüzde doksan dokuzu Müslüman denilen bir toplumda bunca çöp-artık kirliliği sorgulanmalıdır).

Evrim vardır, çöp kutusu kullanabilen tek canlı türü insandır.

5. Hırsızlığın/ talanın/ pisliğin meşru olduğu toplumlarda vicdanlar da umarsızlaşır. Giderek toplumlar kirlenir. Aileler çocuklarına temiz olmayı öğretmiyorsa, toplum kaliteli/ adaletli/ refah içinde toplumsal yaşamı hak etmiyordur. Din eğitimi, en önemli ibadetin kul hakkı yememek ve temiz olmak olduğu üzerine kurgulanmıyorsa, o din işlevini yerine getirmiyor demektir.

6. Her anlamda temiz olmak bir bilinçtir ve insana özgüdür.
Temiz olmak, temiz yaşamak insan olmaktır!