Devlet ve Hükümet – I

Devlet ve Hükümet – I

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi/ …”

Kanuni Sultan Süleyman

Temel soru şu: Devlet kavramı nedir? Devlet kavramı tarihsel süreç içinde neye göre ve nasıl değişmiştir? Devlet ve hükümet arasında nasıl bir ilişki vardır? Parlamenter demokrasi/ ekonomik sistem/ ekonomik yapı ile devlet ve hükümet kavramları arasındaki gelişen ilişki nedir?

1. Devlet, bir siyasal organizasyonun adıdır. Çağdaş anlamda, tanımlanmış bir coğrafyada (ülke) yaşayan insan topluluğunun (ulus), ortak çıkarlar içinde ve egemenlik/bağımsızlık temelinde oluşturduğu siyasal örgütlenmedir. Tarihsel süreç içinde ve üretim biçimlerine bağlı olarak hem kavramın kendisi, hem de siyasal örgütlenme biçimi değişmiştir. Kent devletlerinden ülke devletlerine, aşiretlerden imparatorluklara, devlet hep farklılaşmıştır. Değişim, toplumlara ve coğrafyalara bağlı olarak da gelişmektedir. Ortak çıkara dayalı, halkın yaşam/ özgürlük/ mülkiyet/ gönenç gibi doğal haklarının korunması ve sürekliliğinin sağlanması tartışmaları, devlet organizasyonunu hep canlı ve etkin kılmaktadır. Devletin asıl yapısı üretim koşullarına bağlı olarak gelişmiştir. Din olgusu ise insanlığın kitlesel üretime geçtiği evreye kadar, tüm zamanlarda/ toplumlarda/ üretim biçimlerinde devlet örgütlenmesinde baskın olmuştur.

2. Asıl soru, devletin yönetilme erkindedir. Bu organizasyonun o anda ve sonrasında yönetilmesinde kim/ kimler neden ve nasıl yetkili olacaklardır? Yönetilenlerin konumu ve rolü bu organizasyonda nerededir? Köleci üretim biçimlerinde krallar, Tanrı adına tanrılardan aldıkları yetki ile devleti yönetiyorlardı. Düzen, kralın belirlediği hukuktu. Din mutlak belirleyici idi. Hükmeden kral devletle özdeş, yönetilenler kralların mülkü/ tebaasıydı. Üretim gelişip köylü-feodal topluma (üretim biçimine) geçilince, mutlak kral gücünü ve yetkisini feodal beylerle bölüşmek zorunda kalmıştır. Erk iktisadi güçlerce bölüşülmüştür. Üretimin yasaları, yönetimin de yasalarıdır. Üretim araçlarına sahip olmayanlar (köleler, köylüler) yönetime de sahip değildirler.

3. İnsanlığın üretimsel gelişiminde “sanayi devrimi”, tüm zamanların devlet ve yönetim anlayışını değiştirmiştir. “Aydınlanma Devrimi” üretim ve bilimin gelişmesiyle başat olmuştur. Dünün aristokrat feodallerinden ayrı/farklı olarak sermayenin sahibi “burjuva sınıfı” doğmuştur. Büyük kitlesel üretimin başlaması, ücretli emeği (işçi sınıfı) doğurmuştur. Kapitalist üretim biçimi hem devleti, hem de yönetme erkini sarsmıştır. Üretmek ve kar etmek için dine gereksinmesi olmayan burjuva sınıfı ile birlikte devlet organizasyonu yeniden ve tarihte ilk kez radikal biçimde şekillenmiştir.

4. Devletler dinden bağımsız (laik), toplumda bireyler “eşit haklara sahip yurttaş”, yönetme erki yurttaşlara dayalı “parlamento”, düzeni sağlayıcı “insan ve yurttaş hakları”na dayalı “hukuk”, devletin yeni organizasyonu olmuştur.
Devlet ve hükümet kesin olarak ayrışmıştır!
(Devam edeceğim…)