Ekonomi ve Sivil Örgütler

Ekonomi ve Sivil Örgütler

“…/ Sayılmayız parmağ ile/ Tükenmeyiz kırmağ ile/
Taşramızdan sormağ ile/ Kimse bilmez ahvalimiz…”
Muhyi

Temel soru şu: Sivil örgütler nedir? Sivil örgütlerin ekonomi politika kararlarının alınması ve uygulanmasında rolü var mıdır? Yerel sivil örgüt – yerel ekonomi politikalar arasında işlevsel bir bağ kurulabilir mi?

1. Sivil örgütler, belli bir amaç birlikteliği doğrultusunda, gönüllülük esasına dayalı olarak yeter sayıda kişinin bir araya gelerek oluşturdukları tüzel kuruluşlardır. Başka bir anlatımla sivil örgütler, devletin tanımlanmış resmi organlarının dışında kalan örgütlerdir. Diğer yandan bu kuruluşlar “meslek odaları”, “sendikalar” gibi “yarı resmi” nitelik de kazanabilirler. Ancak genel ifadesi ile kavramın kastettiği tümüyle bir “sivil inisiyatif”tir.

2. Kuşkusuz çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazı siyasi partilerdir. Siyaseti ve ekonomi politikaları üreten ve öneren temel kurumlardır. Seçime dayalı parlamenter sistemde, çoğunluk oyu ile iktidara gelen siyasi parti temsilcileri, dayandıkları sınıf ve ideolojik amaçlar doğrultusunda kendi ekonomi politikalarını uygularlar. Hükümet etmenin en temel yolu budur. Ancak…

3. Çağdaş parlamenter demokrasiler, yalnızca siyasi partilerin güdümünde ve hükümetlerin toplumdan kopuk keyfi kararları ile işlemez!

4. İşte “gelişmişlik” ve “az gelişmişlik” arasındaki toplumsal ilişki de burada ortaya çıkmaktadır. Bazen ekonomik veriler ülke ekonomisinin “çok iyi” ve “istikrarda” olduğunu gösterebilir. Ülke genel rakamlarla büyük ölçekli görünebilir. Ama toplumsal işleyişte eğer ilgili taraflar, alınan siyasi ve ekonomik kararlara katılmıyor ya da katılma olanağı bulamıyorsa ülkenin demokratik yapısında sorun var demektir. Aksi durumda Akdeniz’in güneyindeki ülkelerde ekonomik rakamlar “iyi”, kişi başına ulusal gelirler başarılıdır. Ama bu ülkelerde çağdaşlıktan söz edilemez. Gelinen noktada demek ki yalnızca rakamlar yetmemektedir.

5. Gelişmişliğin bir ölçütü, yerel ve ulusal bağlamda alınan kararlara, ilgili kitlelerin katılımı ve “katılım kanallarının açık” olmasıdır. Bu aynı zamanda ülkenin çağdaşlığıdır ve başka bir yöntemi de yoktur! En önemli katılım kanalı da ülkede olması gereken “sivil örgütler”dir.

6. Sivil örgütler, siyasi parti değildir!

7. Sivil örgütler, yerel ya da ulusal bağlamda hükümetlerin aldığı kararlara olumlu veya olumsuz taraf olabilirler. Bu örgütler gönüllülük esasına göre ve tanımlanmış bir amaç için bir araya gelen kişilerden oluştuğuna göre, hükümetlerin görevi bu sesleri duymaktır. Sivil örgütlerin seslerini duymak ya da yok saymak, hükümetlerin demokrasi sınavıdır.

Ülkenin KİT’lerini/ sularını/ dağlarını/ ormanlarını satan-kiralayanlara karşı sivil örgütlerin söylemleri iktisadi-siyasi açıdan önemlidir.