Erzurum’da “Kış Oyunları”

Erzurum’da “Kış Oyunları”

“Erzurum’dan çevirdiler yolumu/
Beş on polis bağladılar kolumu/
Niye bağlan polis benim kolumu/
Ben bilirim mahpushane yolunu”
Erzurum Türküsü

Temel soru şu: Ekonomi ve sosyal yaşam arasındaki denge yöneticiler açısından nasıl kurulmalıdır? Ülkeyi yönetenlerin, ekonomiyi keyfi yönetme/ sosyal yaşamı kontrol etme hak ve yetkileri var mıdır? Varsa, bu tutum demokrasi ve piyasa ekonomisi ile nasıl açıklanır?

1. 25.Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunları üç gün önce Erzurum’da başladı. 58 ülkeden 2920 sporcunun katıldığı spor karşılaşmalarında, Türkiye 11 dalda 73’ü bayan, 79’u erkek 153 sporcu ile yarışacak. Ülke tanıtımı, turizm gelirleri, ülkeler arası beşeri ilişkilerin gelişmesi, uluslararası alanda Türkiye’nin gücünün öne çıkması, bölgesel gelişmeye katkı, vb. birçok açıdan bu organizasyon önemlidir. Çünkü sporun görselliği sosyal, içeriği iktisadi ve politiktir. Hükümet de bu nedenle oradadır.

2. Karşılaşmaların yapılacağı tesislerin, Cumhuriyet tarihimizde bir seferde yapılan en yüksek maliyetli spor yatırımı olduğu açıklandı: 650 milyon TL. Vergilerle yapılan bu yatırımların sonradan nasıl kullanılacağı, bölgeye katkısı ne olacağı, toplumsal açıdan yarar-kar/maliyet ilişkisinde değerlendirilmelidir.

3. Hükümetin Galatasaray’a tahsis edilen stadın açılışında ıslık protestosuna verdiği tepki de ilginçtir. Konu “ilgili futbol taraftarları”ndan “ilgili bedeli ödeyen taraflara” kaymıştır! Aslantepe Stadyumu söylendiğine göre, yaklaşık 600 trilyon TL’ye mal olmuş ve kullanım hakkı Başbakanın emri ile Galatasaray’ tahsis edilmiştir. Eğer stat vergi veren yurttaşların gelirleri ile yapılmışsa, kimin malı kime verilmektedir? Eğer söylendiği gibi TOKİ, Ali Sami Yen Stadı karşılığı olarak bu stadı yaptı ise, ödenmiş bedel için Hükümet ve memuru konumundaki TOKİ görevlileri nasıl bu cürette ulufe dağıtır gibi konuşmaktadırlar? Devlet adına hükümetlerin yaptıkları yatırımlar iktidar partilerinin malı olamayacağına göre, ilgili yatırımdan yararlanacaklar biat etmezlerse “nankör” de olmazlar! Kamu yatırımları kamunun malıdır, ulufelik değildir!

4. Aslında sorun, demokrasinin tam işlemediği ortamlarda, düşünce sistematiklerinde muhalefet kavramına yabancı olanların, iktidar olunca, farklı seslere hoşgörü gösterememeleridir. İşçiye/ memura/ öğrenciye sıkılan gaz budur!

5. Demokrasiyi içlerinde yaşatmayanlar iktidar olup, politik ve ekonomik güç sağlayınca, bunu kendilerine aykırı gelebilecek sesleri bastırmak için kullanmaktadırlar: Ya kamu kaynaklarını keyfi ulufe dağıtıp “nankörler” diyerek, ya da baskı uygulayarak gerçekleştirmektedirler.

6. Sorunun özünde diğer yurttaşlar için çağdaş demokratik “yaşam hakkına müdahale” vardır: Çağdaşlığı içki ve seks olarak algılayanların yalnızca buna dönük konuşmaları kendi kapasitelerini, kamu kaynaklarını keyfi kullanmaları niyetlerini göstermektedir. Demokrasi adına istenen, öfkelerinin kontrolü/ katil şeriat örgüt elemanlarına tanınan hoşgörünün uslu olmayan gençlere de gösterilmesidir.