İnsan Kalitesi ve Toplumsal Gelişim – I

İnsan Kalitesi ve Toplumsal Gelişim – I

“…/Üstümüzde dönen çark ile devran/
Felek bizi halden hale getirir/…”
Halk Türküsü- Erzincan

Temel soru şu: Bir toplumun iktisadi ve sosyal gelişiminde, insan unsurunun önemi nedir? Neden bazı toplumlar tarihin akışında ileri giderken, bazı toplumlar bir gelişme eşiğinde tıkanıp kalmaktadırlar? Toplumsal refahın yüksekliği için iktisadi rakamların büyüklüğü yeterli midir? Asıl dinamik etken nedir?

1. Bir toplumu belirleyen temel unsur, sahip olduğu “insan“dır. Elbette iktisadi olarak toplumda var olan doğal kaynaklar, birikmiş parasal ve reel sermaye, kullanılabilen teknoloji önemlidir. Ama makineleri çalıştıran eller, düğmelere/tuşlara basan parmaklar, toprağı işleyen kollar insana aittir. İnsan yoksa zenginlik yoktur.

2. Sorun da burada başlar: Gelişme için, sürü gibi kalabalıklar (çok nüfus) yerine, düşünen ve analiz eden/ sorgulayan/ bilinçli insan gereklidir. Bireyleri hem üretim becerisi kazanmış (ustalaşmış/ uzmanlaşmış), hem de insanlaşma bilinci kazanmış toplumlar ilerlemektedir. Biriktirilmiş toplumsal değerler eğer insani unsurlar taşırsa, çalışmak/ üretmek saygı görürse, üretilen gelir hakça bölüştürülürse, farklılıklara rağmen insanlar birlikte yaşayabilirse, toplum gelişecektir.

Gelişmiş toplumların temel özelliği iyi donanımlı “beşeri sermaye“ye (insan sermayesi=niteliği) sahip olmalarıdır. Aslolan insana yatırımdır. Asıl zenginlik “insan olma bilinci ve becerisi kazanmış bireylere sahip olmaktır“. Daha önemlisi toplumun bu bilinçte olmasıdır.

3. Bugün iktisat bilimi göstermektedir ki, aslolan insan sermayesidir! İktisadi rakamlar büyür (genişleme)/ küçülür (krizler, felaketler), ama insan sermayesi iyi ise toplumsal gelişme ve refah her zaman artacaktır!

4. Günümüzde “orta gelir” düzeyine ulaşmış ülkelerin bu düzey eşiğini aşamamaları ve uzun süre bu düzeyde kalmaları “orta gelir tuzağı” olarak tanımlanmaktadır. Diğer deyişle “tuzak”, ülkelerin “gelişmekte olan ülke” statüsünden “gelişmiş ülke” statüsüne geçememeleridir. Bu düzeydeki ülkelerin sorunları için birçok iktisadi açıklama yapılsa da toplumsal yapı ve insan unsuru temel belirleyici olmaktadır. İnsan unsuru niteliksiz, toplumsal yapı geri olduğunda, ülke de bulunduğu noktadan ileri geçememektedir.

5. Orta gelir tuzağındaki ülkelerde ülke insanı, bir yandan uluslararası donanımda yetiştirilmezken, diğer yandan ekonomik anlamda güçsüzleştirilmektedir. Parlamentolar olmasına karşın, hiç birinde gerçek anlamda çoğulcu demokrasi işlememektedir. Çoğunluk baskısı ve hoşgörüsüz yaşam toplumu biçimlendirmektedir. İnsanlar günlük kısır döngüleri içinde muhafazakarlaşıp, kolayına gelir elde etme çabasında yetişmektedirler. Laik-demokratik yaşam ilkesi ve amacı olmayınca, din baskısı yaşamı kontrol etmekte, hukuk ve siyaset toplumsal gelişimi sağlayamamaktadır.
Ayrıca uluslararası egemen güçler, bu toplumlardan yalnızca doğal kaynak/ insan gücü/ bölgesel etki alanı olarak yararlandıkları için, toplumların “çemberi” kırmalarını desteklememektedirler. Uluslararası iktisadi düzen, politik olarak gelişmekte olan ülkelerin “orta gelir tuzağı“ndan çıkmamaları yönündedir.

(Devam edeceğim…)