Kadın ve Ekonomi

Kadın ve Ekonomi

“…/ Git kızım git sağlıklarıla /
Sil gözünü yağlıklarıla /…”
Huğlu kına havası

Temel soru şu: Kadının ekonomideki yeri nedir? Çalışma yaşamında kadının konumu nasıldır? Bir kıyaslama olarak, iş yaşanımda kadın – erkek farklılığı ne ölçüde vardır? Gelişmişlik ile kadının iş yaşamında durumu arasındaki bağ Türkiye açısından nasıldır?

1. Dünya Ekonomik Forumu’nun “ekonomik katılım ve fırsatlar, eğitime erişim, siyasal güçlenme, sağlık ve hayatta kalabilme” gibi dört temel ölçüte göre hazırladığı Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre, 134 ülke içinde Türkiye 129’uncu, “Ekonomik katılım ve fırsatlar” kategorisinde ise 130. sıradadır. Social Watch örgütünün “eğitim, ekonomik faaliyet ve güçlenme” temelli “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği İndeksi”ne göre de Türkiye 2008′de 139. sıraya gerilemiştir.

2. Türkiye’de yaklaşık 5 milyon kadın, 15 milyon erkek istihdamdadır. Bu kadınların %39′u ücretsiz aile işçisi; %66′sı kayıt dışıdır. Tarım dışı sektörlerde kayıtlı çalışan kadın sayısı yaklaşık 2 milyon 300 bindir.

3. Türkiye’de tarım dışı sektörlerde kadının iş gücüne katılımı İspanya, Portekiz, Güney Kore gibi ülkelerin yaklaşık 3′te 1′i düzeyindedir. İş gücüne katılım genç kadınlarda %24,4′ken genç erkeklerde %53,2’dir. Bu sayılar Orta Doğu dışındaki ülkelere göre oldukça düşüktür.
Zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkmasıyla genç kadınların eğitim seviyelerinde yaşanan artış, iş gücüne katılım oranlarını olumlu etkilemektedir.

4. Kadınlar erkeklerden daha uzun süreli işsiz kalmaktadırlar (kadınlarda %33, erkeklerde %24). Eğitim düzeyi kadın erkek eşitsizliğini çözmemektedir. Liseli işsizlerde kadınlar %39,6, erkekler %25,4 iken üniversitelilerde sırasıyla %21,3 ve %9,4’tür. Türkiye yukarıda karşılaştırılan ülkeler arasında en yüksek kadın işsizlik oranına sahiptir. İş deneyimi de kadınlar aleyhinedir: İşsiz kadınların %36′sı, erkeklerin %16’sı daha önce hiçbir işte çalışmamıştır.

5. Göçle gelen erkek işgücü arzı artışı, iş koşullarının ağırlığı, taciz sorunu, kadını geriye itmektedir. İşverenlerin kadın istihdam etmedeki isteksizlikleri de toplumsal cinsiyet ayrımcılığında etkendir.

6. Toplumsal muhafazakarlık artıkça, “siyasal İslam” yükseldikçe, kadın ekonomik yaşamdan uzaklaş(tırıl)maktadır. Ataerkil toplumun baskın anlayışı, kadını çocuklara ve yaşlılara bakan ev kadını konumuna itmekte, elde ettiği geliri “ek gelir” olarak görmektedir. Kadının donanımları ve eğitimi artırılmadıkça, erkek egemen söylem kırılmadıkça, sektörler ve meslekler arasında doğal ve normal olarak kadın istihdamı artırılmadıkça, toplumun gelişiminden söz edilemez.