Kültür Üzerine Bir İktisat Yazısı

Kültür Üzerine Bir İktisat Yazısı

“Bilmez, bildiğin sanır/
Cehaletindendir/
Herkesi hayran sanır/
Vahametindendir”

Temel soru şu: Modern toplumlarda çağdaş kültürün üretiminde maddi koşullar nasıl sağlanmalıdır? Gelişim ve kültür ilişkisinde eleştirel bakış ve algılamanın önemi nedir? Bireysel ve toplumsal kültürel gelişimin ekonomik temellerinin önemi nedir ve nasıl sağlanmalıdır?

1. En genel tanımı ile “kültür“, bireyin ve toplumun yaşadığı nesnel dünyaya sonradan kazandırdığı tüm maddi ve düşünsel değerler toplamıdır. Toplumların gelişim çizgisi de sahip oldukları kültürel birikimle ölçülür. Sorgulayıcı insan aklını egemen kılan Aydınlanma Devrimi sonrası gelişmeler (Sanayi Devrimi) insanlığın en büyük kültür mirasını oluşturmuştur. Bugün toplumların uygarlık karnesi, insanı insan yapan kültürel değerler toplamı ile ölçülmektedir.

2. Gerçek anlamda özgürlükçü demokrasi ile yönetilen ülkelerde tüm toplumca (ve yönetenlerce) “hukukun üstünlüğü” kabul edilir. Ülkenin yönetsel işleyişinde anayasal “özerk” kurumlar vardır. Yönetme erkini ellerinde tutanlar, ülke yönetiminde “keyfilik” yapamazlar. Oy vermeyen çoğunluğun hakları korunur. Eleştirisiz demokrasi ve iktisadi gelişme olamayacağı bilinci vardır. Çağdaş kültür, bu birikimin sonucudur.

3. Ne var ki her toplum çağdaş kültürel mirasa eş katkı sağlayamadığı gibi, kimi toplumların yönetim erkleri, çağdaş bireyin gelişimini destekleyecek anlayıştan uzaktır. Tersine “monarşik” bir anlayışla, yönetilebilir/ tek tip insan yaratma çabasındadırlar. Bu nedenle kamuoyuna yansıyan öncelikli politikaları eğitim ve kültür üzerinedir.

4. Türkiye yazık ki bir süredir bu olumsuz gelişmenin tipik örneğini sergilemektedir. Hükümetin iki tutumu var: Sorgulamayan beyin, yüksek özel kar. Her şeyi özel kar olarak algılamak, yüksek toplumsal maliyet ödemektir. Eğitimde yapılan değişikliklerle, sorgulayan değil, kolaycı ve kabullenici beyinler yetiştirilmektedir. Üniversitelerde eleştirel düşünen gençlerin sayısı azalmakta, çoğu cezalandırılmaktadır. Gelinen noktada üniversitelerdeki eğitim bile tartışılır niteliktedir.

5. Yöneticilerin ulufe dağıtır gibi “parasını ben verdim” söylemi, ilkel kamu maliyesi bile değildir. Siyasal liberalizmi anlamaktan uzak kimi destekçiler bu ilkel aşiret anlayışına destek vermektedirler. İktidar sahipleri, kamunun her alanını (eğitim, hukuk, medya, sanat, dini inanç, sermaye sınıfı, sendikalar, toplumsal yaşam, bireysel davranış, vb.) kendi görüşüne göre biçimlendirirken kamu kaynakları kullanılacak, ama eleştirel olan farklılıklara izin verilmeyecek! Bu tutum ülkenin talihsizliğidir!
Heykelleri yıkan, tiyatroları kapatan, resme tüküren anlayış, kültür mirası müzeleri öğretmen/akademisyen ve öğrencilere kapatmıştır.

6. Çağdaş devlet, yaşamın her alanını kontrol etmez ama kültür ve sanatı kamu kaynaklarıyla destekler. Bilinir ki toplumsal faydası toplumsal maliyetinden fazladır ve yurttaşların bireysel gelişimi böyle sağlanır.

İnsan aklı anlamadığına inanmaya, anladığını sorgulamaya yatkındır.