Ondokuz Mayıs, Bilinç, Başkanlık

Ondokuz Mayıs, Bilinç, Başkanlık

Balbay’a sevgiyle,
“Bugün Ondokuz Mayıs/…/
Ama her zaman Samsun’a çıkılmaz ya,
Bu sabah da avluda volta atmaya çık!”
Can  Yücel

Temel soru şu : Yarın “Ondokuz Mayıs”. “O Gün”den beriye yapılmak istenen ve bugün yapılanların anlamı nedir? 21. yy.ın başında yeniden çizilecek Ortadoğu haritası için Türkiye hangi yol ayrımındadır?

1. Altı yüzyıllık Osmanlı Devleti’ni de yıkan emperyalistlerin Büyük Savaşı yeryüzünü ve özellikle Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmiştir. Aydınlanma ve Sanayi devrimlerinin gelişimine ayak uyduramayan devletler başka devletlerin sömürgesi olmaktan kurtulamamışlardır. Bu basit gerçek tüm 20. yy. boyunca sürmüş, mağdur ülkelerin işbirlikçi entelektüelleri ve politikacıları sömürüye onay vermişlerdir.

2. Yazgısını değiştiren, tarihin ilk “Bağımsızlık Savaşı”nı gerçekleştiren, emperyalistleri yenilgiye uğratan ülke Türkiye’dir. Mustafa Kemal, İsmet İnönü ve arkadaşları üstelik bir çağdaşlaşma projesi gerçekleştirmişlerdir: Bu köşede hep yazdığım gibi, Cumhuriyet Aydınlanması, Türkiye’de “çağdaş demokratik ve laik hukuk düzenine dayalı bir devlet“, “yurttaşlık” ve “ulus bilinci” sağlamaya dönük çabanın adıdır.
“19 Mayıs” bu onurlu başkaldırışın simgesidir!
Bugün Türkiye’deki hesaplaşma, bu süreci yok etme çabalarından ibarettir.

3. Yaklaşık 10 yıllık bir süreçte sermaye yapısı değişmiş, daha öncenin küçük esnafından bugünün muhafazakar büyük sermayesi yaratılmıştır. Bu yeni sınıf, uluslararası sermaye ile eklemlenebilen ama şaşalı ve muhafazakar yaşamı seçen bir tutum içindedir. Zaten uluslararası yeni düzende Ortadoğu için istenen de budur. Şimdi asla şeriat olmayan ama tepkisiz bir muhafazakar yaşam anlayışı toplumun her sınıf ve katmanına dayatılmak istenmektedir.
Toplumsal yapıda adeta her şeyi para ile değerlendiren bir anlayış egemen olmaktadır. Toplumsal değerler, bilimi, aklı ve hukuku temel alan evrensel değerlerden koparılmakta ve kimliksizleştirilmektedir. Dini ya da etnik söyleme dayalı, hırçın ve çıkarcı bireyler yaratılma süreci yaşanmaktadır.
Toplumsal örgütlenmeler işlevsizleştirilmekte, sorunlar salt bireylerin çaresizliğine dönüştürülmektedir. (Sendikalar, sivil örgütler artık anlamsızlaştırılmaktadır). Sessiz yığınların olanları seyretmesi beklenmektedir.
Parlamento’nun etkinliğine ve demokratik işleyişine olan güven zedelenmektedir. İktidar partisine oy vermeyen çoğunluğun talepleri dikkate alınmamaktadır. Toplumsal sözleşme olan yeni anayasa bu ortamda yazılmaktadır.

4. Anılan gelişmeler demokratik partiler arası rekabetle açıklanamayacak boyuttadır. Toplumsal düzenin ve geleceğin dayanağı iki kurumsal yapı, hukuk ve eğitim “yeni ideoloji“nin gölgesinde yapılandırılmıştır.
Topluma şehvetle asılsız hedefler gösterilmekte, sistematik olarak ulusal kimlik bilinci yok edilmekte, ortalama eğitimi ilkokul olmayan topluma “başkanlık” önerilmektedir.
Böyle bir Türkiye, 21.yy. başında emperyal güçlerin daha işine gelir.

NOT: Biz ulusal bilincimizle, 19 Mayıs saat 17.00’de Konyaaltı Minictiy karşında yürüyüşe başlıyoruz.