Serbest Ekonominin Sefaleti

Serbest Ekonominin Sefaleti

“Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim
Akarsuyun, meyve çağında ağacın
Serpilip gelişen hayatın düşmanı…”
Nazım HİKMET

Cumhuriyet’te yazmanın onuru ve sorumluluğu ile MERHABA!

1. “Demokrasi kültürü” gelişmiş toplumlarda, eğer “bireysel maliyet-toplumsal maliyet” çatışması varsa, toplumun tercihi “toplumsal maliyet”i en aza indirecek yönde kullanılır. “Demokrasi”nin özü toplumun bütün sınıflarının çıkarlarını koruma ve dengeleme anlayışıdır.
Türkiye gibi “demokrasi kültürü”nün yeterince gelişmediği toplumlarda, “bireysel maliyet”ler topluma yüklenmekte ve “toplumsal maliyet”ler yükselmektedir. Dolayısıyla siyasi iktidara yakın girişimciler, toplum kaynakları ile zenginleşirken, “en az maliyet, en çok kar” ilkesi ile hareket etmektedirler.

2. Son yedi yılda bu durum daha da büyüyen bir kartopu gibidir. Siyasi iktidar “demokrasi ile bütünleşmiş piyasa ekonomisi”nden uzaklaşmaktadır. Konunun en çarpıcı örneklerinden ikisi “Maden Yasası” ve “HES” kurma çalışmalarıdır. Bu iki alandaki uygulama ülkenin neredeyse tüm “ormanlarını”/dağlarını kapsamakta, tüm “akarsularına ket vurma”ya yönelmektedir. Her üretim biçimi kendi “talancı”larını yaratır. Bu evrensel kural Türkiye’de de işlemektedir.

3. 2004 yılına kadar bölgede yaşayanların da onayı ile gerçekleştirilen “ÇED Raporu” zorunluluğu kaldırılmış ve İl Özel İdareleri ya da Valilik (sonuçta siyasi iktidarın) onayına bırakılmıştır. Küçük bir meblağ yatırmakla 50 dönüm kamu alanı için “maden arama ruhsatı” alınabilir olmuştur. Yeter ki siyasi iktidara yakın olunduktan sonra… Üstelik “taş-çakıl-kum ocakları” da “maden arama ruhsatı” kapsamına alınmıştır. Burada yerli-yabancı ayrımı da kaldırılmıştır.

4. Maden arama ruhsatı verilmesinde 2005 yılından itibaren bir sıçrama yaşanmış, Antalya için 2007 yılında 1627 olan ruhsat sayısı, 2009 yılında 2300 olmuştur. 2005-2009 döneminde Antalya’da verilen ruhsat sayısı 51 binden fazladır. Üstelik burada verilen ruhsatların çoğu “taş-çakıl-kum ocağı”dır.
Diğer yandan Türkiye çapında kurulması düşünülen 5 bin HES santralinden 225 adedi Antalya bölgesindedir.

5. Böylece son altı yılda, “kamunun çıkarlarını bazı girişimcilerin çıkarlarına feda etme” anlayışı uygulamaya konulmuştur. Enerji üretmekle “suyu özelleştirmek” arasındaki tercih toplum aleyhine döndürülmüştür. Doğal kaynakların kullanımı ile doğal kaynakların korunması arasında bir tercih yapılmamıştır. ÇED raporları siyasi iktidarın keyfine bırakılmıştır.

6. Toplumun kaynakları kullanılırken, toplumun refahı, bölgedeki tarım-turizm-ticaret, sosyal fayda, ormanın-suyun bir daha geri döndürülemez doğal yapısı da maliyet hesaplarına mutlaka katılmalıdır. Toplumsal maliyet, asla firma maliyetinden yüksek olamaz! Katledilen asırlık ardıç-sedir ağaçları bir firmanın karı ile kıyaslanamaz! Bu bir maliyettir ve biz ödemezsek çocuklarımız öder…