Yüz Yıl Arayla Ortadoğu ve Lozan

Yüz Yıl Arayla Ortadoğu ve Lozan

“Irk, lisan, din farklarının ne kadar tehlikeli olduğunu tecrübe ile biliyoruz.”
Mösyö Scheurer – İsviçre, Lozan İmza Töreni
“Mektepte imtihanı verdik, çıkıyoruz.”
İsmet Bey – Türkiye, Lozan İmza Töreni

Temel soru şu : 19. yy.ın başlarında imzalanan Lozan Antlaşması’nın bugün önemi nerededir? Ulusal ve uluslararası anlamda Lozan’ın bıraktığı izdüşümden gelinen nokta nedir? Tüm Ortadoğu coğrafyası için Lozan’ın bir anlamı var mıdır?

1. Türkiye, tarihte Batı güçlerine karşı “bağımsızlık savaşı” ile “ulus devlet” olmayı başarmış ilk devlettir. Lozan Uluslararası Antlaşması, mazlum Türkiye ile o dönem Batı’nın emperyalist güçleri arasında yapılmış geçen yüzyılın (24 Temmuz 1923) en önemli belgelerinden biridir.
Anadolu’nun yorgun halkı, yokluk ve yoksunluk içinde emperyalistlere karşı kazandığı bağımsızlığını ve ulusal sınırlarını bu Antlaşma ile kabul ettirmiş, Türkiye tüm Asya ve Ortadoğu’da (SSCB hariç) parlamento ile yönetilen ilk ulus devlet olmuştur. Lozan’da, yabancı ülkelere tanınan her türlü imtiyaz ve kapitülasyonlar ile Osmanlı maliyesini kontrol eden “Borç İdaresi (Düyun-u Umumiye)” kaldırılmış, “iktisadi bağımsızlık” sağlanmıştır. Bugün küfretmenin serbest, hakaret etmenin olağan olduğu Cumhuriyeti kuran “yöneticiler”, tüm Ortadoğu ve Asya’nın ilk laik hukukla yönetilen parlamenter “ulus devlet”ini başarmışlardır.
Türkiye bugün bölgede büyük güçtür, bu Lozan’ın eseridir.

2. Lozan Antlaşması, basit bir “savaş sonu antlaşması” değildir: Batı’nın nerdeyse üç bin yıllık “Doğu Seferleri”nin sonudur! Bu nedenledir ki, Lozan’da “karşı taraf” İngiltere (Britanya İmparatorluğu) (Başkan), Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya Krallığı, Yugoslavya ve kimi sorunlar için SSCB, Gürcistan, Ukrayna, Bulgaristan, Belçika, Portekiz’dir. Masada ABD her zamanki gibi “gözlemci”dir.

Tüm delegasyon üyelerinin “en kısa boylusu” İsmet Bey (Paşa) Antlaşmayı Türkiye adına imzalarken tüm Ortadoğu halklarının da kaderini çizmiştir. Yazık ki sonraki süreç tarihin akışında “ulus” olamayan “aşiretler”in emperyalist güçlere teslimi ile sonuçlanmıştır. Bugünkü Ortadoğu ülkelerinin neredeyse tamamı Londra’da masa başında kurulmuştur! Geçen yüzyılın gücü İngiltere Ortadoğu’yu şekillendirirken, bu yüzyılda güç ABD’nindir ve haritayı yeniden çizmek istemektedir!

Etnik ya da dini kimlikten öteye geçememiş topluluklar, emperyal güçlerin oyuncağı olmaya mahkumdur! Bugün Ortadoğu’da olan da budur. Müdahaleler emperyal, ortaya çıkansa, dini kimlikli etnik aşiretlerdir. İstenen ve kanatılan da budur.

Türkiye ise doksan yıl öncesinin Enver Paşası gibi, Osmanlıcılık hayalleri ve Lozan’dan ders almamış birikimsizlikle, kanatılan coğrafyalarda ağır faturalar ödemeye teşne görünmektedir.